20 Ekim 2011 Perşembe



Mutluluğun şifresi ; Rıza, Vefa, Saygı, Sevgi ve Sabırdır.

Yaşamsal Gelişim.

7 Ekim 2011 Cuma

Hani fani bu hayat ümit bağlayamam
Olmadı diye oturup ağlayamam
Gönlü geniş olan sükutu öğrensin
Sevgimi yok yere ele bağlayamam

Gelir mi diye hayallere sığınamam.
Kemale eren kendinden versin
Sevdim, kaç kere bilemem
Yaşadım, yok inkar edemem

Bıktım, senle baş edemem ben
Zaman öyle de geçiyor hayat böyle de bitiyor Ama umudum cennetten
Ben dalkavuk olanı hizaya getiremem
Sorma bana ben görünmezi göremem

Merak eden kendine yönelsin
Boş yere kimseyi oyalayıp üzemem
Geçici şeylere heves edip üzülemem
Fikrim, hevesimi alt etsin
Sevdim, kaç kere bilemem

Yaşadım, yok inkar edemem bıktım, senle baş edemem ben
Zaman öyle de geçiyor hayat böyle de bitiyor Aman umudum cennetten
Ben gözü görmeyene resim gösteremem
Değerimi bilmeze değeri öğretemem

O önce, e haddini öğrensin
Biten sevgiye imrenip özenemem
Boş sözü duyup düstur edinemem eden, kendine ah etsin
Bildim lakin söylemem gördüm ama izah edemem

Dünya, senle baş edemem ben
zaman öyle de geçiyor Hayat böyle de bitiyor e bitsin, umudum cennetten
sevdim, kaç kere bilemem Yaşadım, yok inkar edemem
Bıktım, senle baş edemem ben

Zaman öyle de geçiyor hayat böyle de bitiyor Ama umudum cennetten

Selim GÜLGÖREN

FOR THİS DAY

Selim Gülgören - Cennet Yeni Single 2011 devrim83

9 Eylül 2011 Cuma


Bir silgi gibi tükendim ben, başkalarının yaptıklarını silmeye çalıştım: Mürekkeple yazmışlar. Oysa ben, kurşunkalem silgisiydim. Azaldığımla kaldım.
Oğuz Atay


18 Kasım 2010 Perşembe

AĞUSTOS BÖCEĞİ!




Eylül'ün başlarıydı.

Devam eden, süregelen bir ses duydum, önce mekanik bir ses zannettim. Araştırdım evdeki cihazları dinledim. Hiçbiri değildi.


Aramayı bıraktım. Ses devam ediyordu. Mutfaktaki işlerimle ilgili balkona çıktım. Ses daha da netleşti.


Merakla etrafa baktım.


Ses balkonumdaki çiçeklerinden geliyordu. İyice meraklandım. Yaklaştım çiçeklere, balkonda bulunan çeşitli renklerdeki sardunyalardan birinde ses yükseliyordu. Ve bu tanıdık bir sesti ve beni mutlu eden bir sesti.


Bir Ağustos böceğinin sesiydi bu, onu göremedim. Karanlıktı, küçüklüğümden hatırladığım kadarıyla böcekler öttüklerinde ışıklarını yakarlardı. Işık aradım çiçeklerde. Mutfaktaki yemek pişirme işlerini ara sıra kontrol ettikten sonra böceği çiçekler arasında aramaya devam ettim. Işık yaymıyordu etrafına. Ama çıkartdığı huzur dolu sesle beni çocukluğuma götürdü. Evet bu ses huzurlu bir sesti. Ve binalarla dolu semtimizde ne arıyordu. Hayal olabileceğini bile düşündüm. Ama ses devam ediyordu ve gerçekti.


Bu ufakcık Ağustos böceğinin beni mutlu etmesi elbette benim çocukluğumda onun sesine ve geceleri ateş yakan organizmasına yüklediğim anlamdı elbette. Ama bir neden de YOKLUKLAR İÇİNDEN ÇIKIP GELMESİYDİ, ve birçok balkon arasında çiçeklerle dolu olanı tercih etmesiydi.


Bir an üzüldüm, insanoğlunun ağacı, yeşili yok etmesine, meğer bu küçük ağustos böcekleri bu yeşillikler arasında yaşarken farkında olmadan bizleri de mutlu ediyorlarmış. ve onların yaşama şanslarını biz ellerinden almışız.


Doğanın yaşadığını hissettim. Doğaya değer vermeyi, onda yaşayanları korumayı ve geliştirmem gerektiğini hissettim. Baharda fidan dikmek geçti yine içimden, umarım şehirin betonları aralarında yeşil parkları çoğaltırız, ruhumuzu ve içinde yaşayan varlıkları mutlu edecek yeşil alanlar üretiriz.

Umut ediyorum...


15 Temmuz 2010 Perşembe



‎''Üzülme ! Kaybettiğin herşey, başka bir surette karşına çıkar...''

Hz Mevlana
Şems-i Tebrizi sayfasından

13 Temmuz 2010 Salı

KALBİNİN ÇAĞIRDIĞI YERDE MİSİN?

Basit ama kesin bir fizik kuralıdır:


Bir yerde bulunman için diğer yerleri terk etmen gerekir.

Bir anda iki yerde bulunmak mümkün değil. Sadece bir yeri tercih etmen gerekir.

Bunun bedeli de bulunabileceğin başka bütün yerlerden çekilmektir.

Şimdi buradasın. Gözlerin bu satırlarda... Aklın satırların arasında, arkasında... Değdiğini düşünüyorsun ki, başka halleri terk ettin, başka yerlerden çektin gözlerini. Aklın sadece burada, başka yerde değil. Okuyorsun.

An'ın hakkını vermeye çalışıyorsun. An/lamak kaygısındasın. Başka işleri yüzüstü bıraktın. Kaçılmaz bir kader bu! Yapıp ettiğin tek iş alış-veriş. Aldığın her şey için bir şey/ler vermen gerek. Tercih ettiğin her yer için bir yerleri terk etmen gerek. Verdiğince alıyorsun. Nefesin bile alışta verişte.


Mustafa CAN