Bir uzaklaşma yaşamak, bir güzellik görmek, üzere düştük yine yollara,
çalışma hayatına öyle çok takılı kalmışız ki, yolda olmak bile, bizim farklı objeler görme yetimizi tetikledi.
Biz günübirlik bir tatile giderken, bir araç da çalışmaya gidiyordu besbelli, objektife yakalanıverdi.
Masmavi gökyüzü, bu toprakların yumurta sarısı başaklarından arkada kalan saplarının oluşturduğu tarlalar, yalnız tarla ağaçları, sabahın dinginliği, güneşin göz kırpışı işte hepsi görmek isteyenlere hazırlanmış bir slayt gösterisi gibi geçiyordu gözlerimizin önünden.
Çocukluğumdan kalma mutlu yol hatıraları canlandı yine. Hiç konuşmadan koltuğuma yaslanıp yanımdan geçip giden güzelliklere takıldım. Daha yakın görüntüler hızla benden uzaklaşıyor. Daha uzaktaki tepeler, dağlar kendilerini uzun zaman bana gösteriyordu.
İşte böyleee, eğer yolculuk etmek sizi de mutlu ediyorsa küçük bir gezintiye çıkalım beraber,
Nereye mi, ABANT'a
Gölümüze gelir gelmez arabayla etrafında bir tur attık. Ne muhteşem görüntüler vardı, bir kaçını sizinle paşlaşmak istedim.
Yemyeşil gipür bir perdeyi andıran çam ağaçların yandığını sandım önce, iyice gözlerimi keskinleştirip baktım ki, bir köknar yangınıymış bu,
Meğer köknar ağaçları mu mevsim böyle olurmuş, önce kırmızı, sonra turuncu ve sonra da sarıya dönüşürmüş, görenler alevli bir ateş yanar sanırmış,
Başımızı çevirdiğimizde pırıl pırıl bir ayna göründü gözümüze, bir müddet seyrettik. Kenarda cılız sazlıklar, yanlarında nilüfer çiceği yaprakları, ama çiçekleri yoktu. Onlar baharda açarmış, şimdi dinleniyorlarmış. Gölün sığ kenarından göle baktığınızda dibini görüverecek gibi oluyorsunuz.
Rehberimiz derinliğin 45 metreye vardığını söyleyince şaşırdık. Suya düşen yansımıza bakarken gölün diğer kıyısındaki görülmeye değer yansımayı yakaladık. Yemyeşil çamlar hem göğün hemen altında, hem de hemen suyun içindeydi.
Tur aşçımız tarafından bizlere hazırlanmış karışık mangal ve salataları oksijenden zengin bu ortamda arkadaş grubu arasında tatmak iştahımızı açtı. Yemekten sonra yol kenarında abant'ın yerli insanlarının düzenlediği fayton turuna katıltık. Göl kenarından böyle dolaşmak Türk Filmlerinden sahneleri kendimiz yaşıyormuşcasına keyiflendirdi bizi.
Çaylarımızı içtikten sonra yavaş yavaş toplandık, köylü pazarı adı verilen Bolu ve Abant'da üretilen naturel ürünlerin satıldığı pazara gittik. Yeşil abant'ın balları, peynirler, kurutulmuş meyveler, pestiller ne ararsanız bulacağınız bu pazardan herkes istediklerini aldı.
Gözümüz yemyeşil dantel gibi örülmüş çamlardan geçerek, daha çok kuraklığına alıştığımız Ankara'mızın yollarına bağlandı.
Siz de bir gün ferahlamak isterseniz, her mevsim farklı güzellikte olan bu gölümüzü ziyaret edebilirsiniz.
Bir sonraki gezide görüşmek üzere...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder